Seksi spikerler, direnen gazetecilik ve Göbeklitepe
Şanlıurfa Dijital Habercilik ve Medya Çalıştayı’nın ardından...

BORA TÜFEKLİ
bora_tufekli@hotmail.com - 05548730349Isparta İl Temsilciliği’ni yaptığım Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD)’ın 18-21 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirdiği Dijital Habercilik ve Medya Çalıştayı’na katıldım.
TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel’in şahsında emeği geçen herkese teşekkür ederek başlamak istiyorum.
FARKINA VARMA SANATI!
Esasen bir farkına varma ve vardırma sanatı olarak gazeteciliğin, her geçen gün kamu yarından uzaklaştığı, magazinleştiği, bir dönemde bu çalıştayın eleştiri-özeleştiri havuzu içerisinde mesleğe büyük katkılar sağladığını düşünüyorum.
Yerel basının ekonomik darboğazı, gazetecilik mesleğinin itibarsızlaştırılması, dijital medyaya geçişte yaşanan sancılı dönüşüm, emek ile görünürlük arasındaki adaletsizlik…
Bugün, televizyon ekranlarında kelli felli zannetiğimiz ‘gazetecilerin’ uyuşturucu partilerini, meslekte yükselmek isteyenlere kurulan ahlaksız tuzakları gördükçe aslında niteliğe değil, niceliğe bicilen payeyi görüyoruz.
Kamuya haber verecek olan zat-ı şahanelerin, beyninin değil dudaklarının, fikirlerinin değil göğüslerinin, Türkçesinin değil seksi bakışlarının ve dekoltelerinin önemli olduğu bir çağda gazetecilik yapmak gerçekten kolay değil.
GAZETECİLİK NAMUSU
İşte Şanlıurfa çalıştayında hem yerel hem yaygın basının önemli temsilcileri mesleğin sorunlarını masaya yatırırken aslında mesleki bir özeleştiriyi de gündeme getirmiş oldu.
İsmail Saymaz’dan ilker Yücel’e, Ekrem Teymur’dan Nevzat Çiçek’e kadar bir çok farklı dünya görüşüne sahip gazetecinin belki de tek ortak noktası “Emek verilen habercilik” ve “Gazetecilik namusu” oldu.
Dijital çağın sancılarını tartışırken çalıştayın kültür gezileri kapsamında kendimizi 12 bin yıl öncesinde bulduk. Göbeklitepe’de...
Taşın, zamana meydan okuyan bir hafızaya dönüştüğü yerde. Tarihin “yerleşik hayat tarımla başladı” ezberini bozan, insanın önce düşündüğünü, inandığını, sonra ürettiğini haykıran o sessiz ama sarsıcı alanda. Göbeklitepe, yalnızca bir arkeolojik alan değil; insanlığın ilk ortak sözleşmesi, ilk birlikte durma iradesi adeta. O taşlara baktığınızda şunu fark ediyorsunuz: Kalıcı olan şey gürültü değil, anlam. Bugün hızla tüketilen, anlık etkileşim uğruna değersizleştirilen haberlerin aksine; emekle, sabırla ve bilinçle inşa edilen her şey zamanın ötesine geçiyor. Belki de gazeteciliğin yeniden hatırlaması gereken tam olarak bu: hızlı olmak değil, derin olmak.
Göbeklitepe’den sonra Karahantepe ve Balıklıgöl…
Biri insanın ilk izlerini taşırken, diğeri inancın, sabrın ve teslimiyetin sembolü olarak duruyor karşınızda. Balıklıgöl’de anlatılan hikâye ister inanılan ister sadece dinlenen bir anlatı olsun, şunu fısıldıyor: Bu topraklarda her şey sadece akılla değil, vicdanla da yürümüş. Bugünün gazeteciliğinde eksikliğini en çok hissettiğimiz şey de belki bu; vicdanın haberin önüne değil, tam merkezine yerleşmesi.
SAVRULMADAN DÖNÜŞMEK
Şanlıurfa Mevlana Külliyesi’nde semazenlerin gazeteciler için gerçekleştirdiği gösteri ise çalıştayın belki de en çarpıcı anlarından biriydi. Sema, dönmek ama savrulmamak demekti. Merkezini kaybetmeden değişmek… Mevlevilik geleneğinin Milli Mücadele yıllarında Urfa’da yalnızca bir inanç pratiği değil, aynı zamanda bir direniş ve dayanışma hattı oluşturduğu bilinir. Cephede silah tutmayan ama cepheyi ayakta tutan bir ruh hali… Bugün gazeteciliğin de buna ihtiyacı var; bağırmadan direnmeye, savrulmadan dönüşmeye, merkezini kaybetmeden yenilenmeye.
“Göbeklitepe’nin zamana direnen taşları, Balıklıgöl’ün sabrı, Mevlevilerin dengeyi öğreten seması ve Urfa’nın kadim misafirperverliği arasında bir kez daha anladık ki gazetecilik; hızla tüketilen bir meslek değil, emekle, vicdanla ve insanlıkla ayakta kalan bir yolculuktur.”
Bu vesile ile TİGAD Genel Başkanımız Okan Geçgel ve TİGAD Yönetimine, çalıştaya ev sahipliği yapan TİGAD Şanlıurfa İl Temsilcisi Mehmet Yetim ve değerli ortağı Ömer Ağ’a ve misafirperverlikleriyle bize insanlık modeli oluşturan kadim toprakların kadim insanları tüm Şanlıurfalılara teşekkür ederim.
VALİ ERİN'E SELAM VAR
Bu arada; Şanlıurfalıların Isparta’dan geldiğimi duyduklarında söyledikleri ilk şeyin “Valimiz Abdullah Erin’e selamlarımızı iletin” olduğunu da belirtmeden bitirmeyelim.
2017-2022 yılları arasında Şanlıurfa Valiliği yapan Isparta Valisi Abdullah Erin’in orada da gönüllere dokunduğunu gözlemlediğimi de söylemem lazım. Üzerimizde kalmasın selamlarını Vali beye bu vesileyle de iletmiş olalım.

