Dijital Gönüllü Kölelik Çağında İnsana Son Temas: Öğretmen!

"...Öğretmen özgürleşmeden, hiçbir toplum gerçekten özgürleşemez. Öğretmen bugün belki de o dijital kölelik çağında, o global hapishanede insana son temasın adıdır. O bahsettiğimiz kaçış tünelini kazacak öğretmenlerimizin günü kutlu olsun! ..."

Gündem Yayın: 24 Kasım 2025 - Pazartesi - Güncelleme: 24.11.2025 11:01:00
Editör -
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News

Öncelikle tüm eğitim emekçilerimizin, öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlayarak başlayalım.

Dijital çağ, insanın toplumsal ve siyasal varoluşunu dönüştüren en büyük kırılmalardan birine tanıklık ediyor.

SOSYAL İKİLEM

Netflix’in “Sosyal İkilem” adlı belgeseli bu dönüşümün görünen yüzüne odaklanıyor: manipülatif algoritmalar, veri madenciliği, kullanıcı davranışlarının metalaşması… Ancak belgesel, sorunun özüne yani sistemsel boyuta yeterince yaklaşmıyor. Aslında ortada yalnızca teknolojik bir mesele değil; kapitalizmin yeni insan modelini yaratma süreci bulunuyor.

ÜRÜN BİZİZ

Teknoloji devlerinin sunduğu ücretsiz hizmetlerin bedeli artık çok açık: ürün biziz.

Ne var ki bu durum yalnızca ticari bir ilişkinin sonucu değil; aynı zamanda eğitimden sosyal ilişkilere kadar uzanan, insanı dönüştüren bir toplumsal mühendislik biçimi. Kapitalizmin ihtiyaç duyduğu bu yeni insan tipi; hızlı tüketen, hızlı unutabilen, performansa dayalı, dikkat ekonomisinin içinde sürekli tetikte duran bir figür.

Tam da bu nedenle, eğitim sistemi bugün bu dönüşümün en kritik araçlarından biri değil mi?

Öğrencinin öğrenen özne değil, geleceğin tüketicisi olarak kurgulandığı bir durumda; öğretmen, sistemin en çok baskı altına alınan aktörü oluyor. Çünkü öğretmen bilgi taşıyıcısı olmanın ötesinde, toplumun düşünsel bağımsızlığını ve eleştirel aklını temsil eder. Bu nedenle iktidarlar tarafından hep kontrol edilmek istenmiş; ekonomik ve sosyal anlamda da hep kıyıda tutulmuştur.

Çünkü öğretmeni kontrol altında tutabilen sistem geri kalan her şeyi kontrol altına alabilir.

YALNIZLAŞTIRILAN ÖĞRETMEN

Etienne de La Boétie’nin yüzyıllar önce yazdığı “Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev” bugün eğitim alanında yeniden anlam kazanıyor. La Boétie’ye göre insanlar, iktidara çoğu zaman bizzat kendi rızalarıyla boyun eğerler. Günümüzde öğretmenler, ağır çalışma koşulları, yükselmeyen maaşlar, sürekli değişen müfredatlar, sendikal baskılar ve her geçen yıl daha da genişleyen bürokratik yük altında; giderek sistemin dayattığı görünmez bir kulluk hâline zorlanıyor.

Öğretmenlik mesleği yalnızlaştırılıyor; değersizleştiriliyor; ağır sosyal sorumluluklara rağmen ekonomik olarak yıpratılıyor.

BİLGİ İŞÇİSİ / ÇIKTI NESNESİ

Paul Lafargue’ın “Tembellik Hakkı” eserinde eleştirdiği üretim köleliği bugün sınıflara da taşınmış durumda. Performans baskısı, sınav merkezli eğitim, ölçme-değerlendirme kalıpları; öğretmeni bir “bilgi işçisi”ne, öğrenciyi ise bir “çıktı nesnesi”ne dönüştürüyor. Lafargue’ın tespit ettiği çalışma zorunluluğunun yeni versiyonu, eğitimde bir performans köleliği olarak karşımıza çıkıyor.

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ

“Kültür endüstrisi” bugünün eğitim modeline bire bir uyuyor. Öğrenci artık eleştirel düşünme değil; sisteme uyum sağlama ve tüketme becerileriyle donatılıyor. Öğretmen ise üretim hattının bir parçası gibi konumlandırılıyor.

Tüm bunların ortasında öğretmenlerin sosyal ve özlük hakları uzun süredir geriletilmiş durumda. Ekonomik güvenceleri zayıf, itibarı kamuoyu nezdinde aşındırılmış, şiddete karşı korunma mekanizmaları yetersiz. Oysa öğretmen güvensiz hissederse toplum da güvensiz hale gelir. Öğretmen değersizleştirilirse bilgi de değersizleşir; bilgi değersizleşirse toplum düşünemez.

DİJİTAL KÖLELİK SİSTEMİ VE GLOBAL HAPİSHANE

Acı ama gerçek şudur ki; Dijital Kölelik Sisteminde öğretmenin yerini hızla sosyal medya alıyor. Global bir hapishanenin içerisindeyiz. Duvarlar, demir parmaklıklar, ranzalar, gardiyanlar yok bu global hapishanede. Onların yerini algoritmalar, ‘like’ savaşları, takipçi sayıları, izlenme saatleri almış. Öğretmen de tıpkı öğrenciler gibi, tıpkı toplumun diğer paydaşları gibi o global hapishaneye kapatılmış.

Franz Kafka’nın o kurgusal karakteri Gregor Samsa gibi kendimizi bir sabah yatakta böceğe dönüşmüş halde bulmadık belki ama bizim dijital kölelere dönüşümüzde onu aratmayacak hızda gerçekleşti.

PEKİ, KAÇIŞ MÜMKÜN MÜ?

Peki, şimdi soru şu: Bu global ve dijital hapishanede toplumsal dönüşüm sağlanabilir mi?

Netflix’te Sosyal İkilem’i seyrederken bu soru yankılandı sürekli kafamda. Bu global hapishaneden kaçış mümkün mü?

Bildirimleri kapatmak, telefon kullanım sürelerini kısıtlamak, sosyal medya diyetleri bu global hapishaneden kaçış için bir tünel olabilir mi?

Öğretmenin değersizleştirildiği bir toplumda her şey değersizleşiyor. Emek, sevgi, erdem, üretim, paylaşım, dostluk… Her şey değersizleşiyor.

O TÜNELİ ÖĞRETMEN KAZAR

Kim bilir, belki de o global hapishanenin tünelini kazacak olan öğretmendir. Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, aydınlanmanın ışığında o tüneli kazacak olan öğretmendir.

Öğretmen özgürleşmeden, hiçbir toplum gerçekten özgürleşemez. Öğretmen bugün belki de o dijital kölelik çağında, o global hapishanede insana son temasın adıdır.

O bahsettiğimiz kaçış tünelini kazacak öğretmenlerimizin günü kutlu olsun! 

Video
Yorumlar (1)
Akagündüz
24.11.2025 14:27
Kalemine sağlık
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.