ÖLDÜRMEK SERBEST GİBİ, AVLAMAK SUÇ GİBİ…BU KARARI KİM, NEYE GÖRE ALDI?

“Bugün domuzu vurarak rahatlayan herkes, yarın daha büyük bir doğa ve tarım krizinin kapısını araladığını bilmelidir. HER ZAMAN DEDİĞİM GİBİ doğayla kavga eden hiçbir şehir, uzun vadede kazanamaz.”

Gündem Yayın: 12 Ocak 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 12.01.2026 16:41:00
Editör -
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News

“Bugün domuzu vurarak rahatlayan herkes, yarın daha büyük bir doğa ve tarım krizinin kapısını araladığını bilmelidir. HER ZAMAN DEDİĞİM GİBİ doğayla kavga eden hiçbir şehir, uzun vadede kazanamaz.”

Artık bilimle kavga etmeyi bırakmanın zamanı geldi. Kısa vadeli, günü kurtaran, “ben yaptım oldu” anlayışıyla alınan her karar; doğayı da, tarımı da, toplumu da biraz daha körleştiriyor. Yeni dünya bu refleksleri çoktan terk etti; çünkü öldürerek, bastırarak, geçici çözümlerle sorun çözülmediği defalarca kanıtlandı. Bugün hâlâ aynı yöntemlerde ısrar etmek, çözüm aramak değil, hatada ısrar etmektir.

Gelelim konumuza

Isparta’da yaban domuzlarının tarım arazilerine verdiği zarar her geçen gün artarken, çözüm olarak “kuyruk başı ödeme” uygulamasının; İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilçe kaymakamlıkları ve İl Özel İdaresi iş birliğinde yürütüleceği açıklandı. Ancak bu uygulama hem akıl,hem hukuki hem vicdani hem de bilimsel açıdan ciddi soru işaretleri barındırıyor. Bir yanda “kuyruk başı ödeme” ile öldürme teşviki, diğer yanda yaban domuzu avlamanın cezaya tabi olması… Ortada açık bir çelişki var. Daha acısı ortada sadece günü kurtarma var.

Kimse inkâr etmiyor: Isparta’nın birçok ilçesinde çiftçiler, yaban domuzlarının ürünleri kökünden söktüğünü, hasat bırakmadığını söylüyor. Zarar gerçek, çiftçi çaresiz. Ancak yetkililerin buna karşı geliştirdiği yöntem, sorunu çözmekten çok sorunu büyüten bir döngüye dönüşmüş durumda.

Domuz vuruluyor, kuyruğu teslim ediliyor, ödeme yapılıyor.

Ama aynı domuzu “av” kapsamında vurduğunuzda ceza var.

Bu tablo şu soruyu sorduruyor:

Bu hayvan koruma altında mı, hedefte mi?

Hukukla vicdan arasında sıkışmış bir politika

Bir yandan “yaban hayatı korunmalı” deniyor,diğer yandan öldürme teşvik ediliyor.

Bu yaklaşım:

Ne çiftçiyi gerçekten koruyor

Ne yaban hayatını

Ne de uzun vadede sorunu çözüyor

Aksine, plansız öldürme, sürü dengesini bozuyor. Alfa bireylerin ölmesi, daha kontrolsüz ve agresif sürülerin oluşmasına neden oluyor. Yani bugün vurulan domuz, yarın daha büyük zarar olarak geri dönüyor.

ŞİMDİ AÇIKÇA SORUYORUM

Önce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne:

Bu uygulamanın:

Bilimsel dayanağı nedir?

Popülasyon dengesi nasıl korunacaktır?

Plansız öldürmenin daha büyük zararlara yol açabileceği hesaplandı mı?


 

Siz, İlçe Kaymakamlıklarına:

Bu karar alınırken sahadaki çiftçiyle, ziraat odalarıyla, akademisyenlerle istişare edildi mi?

Hukuken av yasağı olan bir hayvanın öldürülmesini teşvik etmek hangi mevzuata dayandırılıyor?

VE İl Özel İdaresi’ne:

Uzun vadeli çözüm planınız var mı, yoksa geçici bir “rahatlatma” mı hedefleniyor?

Elektrikli çit, caydırıcı sistemler, zarar telafi modelleri neden gündemde değil?

Sorunu sadece “vur-kurtul” mantığıyla ele almak, açık konuşmak gerekirse çaresizliğin kurumsallaşmış hâlidir .Hem ağlayıp hem aynı yöntemi tekrar etmek, sonuç beklemek değil, tekrarlanan hatayı savunmaktır.

Dünyanın hiçbir yerinde yaban hayvanı problemi, sadece silahla çözülmedi. Dünyada bu sorun,

Önleyerek

Yönlendirerek

Planlayarak çözülüyor.

Silahla çözüldüğü iddia edilen her yerde, sorun başka bir biçimde geri döndü.

PEKİ ALTERNATİF NE? (VAR MI? VAR.)

1️-Elektrikli çit ve bariyer sistemleri.

Birçok ülkede uygulanıyor, devlet destekli kurulabilir. Üstelik uzun vadede öldürmeden en etkili yöntem

2-Koku ve ses bazlı caydırıcılar. Ultrasonik cihazlar, doğal koku bariyerleri tarla çevresinde yön değiştirme sağlar

3- Doğru besin alanları oluşturmak ki ülkemizde uygulanıyor görülüyor ama sonuç uygulama düzensizliği ve eksikliği sayesinde maalesef ekili sonuç alınamıyor. Oysa doğru uygulamayla orman içi kontrollü besleme noktaları hayvanın tarlaya inme ihtiyacını azaltır

4- Bilimsel popülasyon yönetimi, rastgele öldürme değil, mevsimsel, kontrollü, uzman denetimli müdahale

Isparta’da yaşanan mesele sadece bir tarım sorunu değil; aklın, bilimin ve vicdanın sınavıdır. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilçe kaymakamlıkları ve İl Özel İdaresi’nden beklenen; sessizce uygulanacak bir talimat değil, kamuoyuna açık, gerekçeli ve bilimsel bir açıklamadır.

Yaban hayatıyla savaşarak değil, yaban hayatını anlayarak çözüm üretilir. TABİ biz meseleyi Isparta’daki İl Tarım Müdürlüklerine, kaymakamlıklara, İl Özel İdaresi’ne anlatıyoruz. Ama gerçek şu: Bu sorun yerelde yamalarla çözülecek, yerelin sırtına yıkılacak kadar küçük bir mesele değil. Bu mesele doğrudan devlet politikası gerektiren bir krizdir. Artık eski reflekslerle değil, bilimle, planlamayla ve modern yaklaşımlarla cümle kurmanın zamanı. Ya akılla, planla, bilimle hareket edeceğiz… Ya da bu yükü omuzlarına bırakıp “çözüm üretin” dediğimiz taşradaki kurumlara haksızlık etmeye devam edeceğiz.

Video
Yorumlar (2)
Maho aga
12.01.2026 20:36
Son dönemlerde yapılan hangi işinfizibilitesi yapılmış, ileriye yönelik akılcı planlama yapılmış? Samimi şekilde hatırlamıyorum, her çıkan kuralın nasılsa kısa zamanda yanılgı dan değişeceğine inanır olduk...
Ispartalı
12.01.2026 20:17
Hiç maddede bu dedikleriniz iie uyum sağlamaz davulun sesi karşıdan hoş gelir
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.