Bir Gerçek, Bin Yalanı Boğar

Bora Tüfekli Yazdı: "...Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla öfke değil, daha fazla hakikattir. Daha fazla suçlama değil, daha fazla kanıttır. Daha fazla gürültü değil, daha fazla vicdandır. Çünkü hakikat, zamanın en güçlü tanığıdır..."

Gündem Yayın: 04 Haziran 2026 - Perşembe - Güncelleme: 04.06.2026 17:12:00
Editör -
Okuma Süresi: 4 dk.
Google News

Son günlerde siyasetin gündemi yine oldukça hareketli. CHP'de kurultay tartışmaları, imza süreçleri, mahkeme kararları ve parti içi çekişmeler kamuoyunun dikkatini meşgul ediyor. Ancak siyasi rekabetin sertleştiği dönemlerde yalnızca siyasi aktörler değil, gazeteciler ve medya mensupları da kimi zaman bu kutuplaşmanın hedefi hâline gelebiliyor.

Tam da böyle bir dönemde, Yeni Akit Gazetesi’nde hakkımda yayımlanan ve gerçeklerle bağdaşmayan iddialarla dolu haberi okurken aklıma şu soru geldi: Bir toplumda hakikatin değeri ne zaman yalanın hızına yenilmeye başladı?

İletişim çağında yaşıyoruz. Bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Fakat aynı zamanda yalanın, iftiranın ve algı operasyonlarının da hiç olmadığı kadar hızlı yayıldığı bir çağın içindeyiz. Bir tuşla milyonlara ulaşan bir iddia, çoğu zaman doğrulanmadan kabul görüyor; gerçek ise kendine yer açabilmek için mücadele etmek zorunda kalıyor.

YALAN, İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ

Yalanın tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. İftira, karalama ve manipülasyon ise yalnızca bireyleri değil, toplumların ortak hafızasını da hedef alan araçlar olarak varlığını sürdürmektedir. Teknolojinin geliştiği, bilginin saniyeler içerisinde milyonlara ulaştığı günümüzde ise yalanın yayılma hızı hiç olmadığı kadar artmıştır. Ancak değişmeyen bir gerçek vardır: Bir gerçek, er ya da geç bin yalanı boğar.

İletişim biliminde "Gündem Belirleme Kuramı", medyanın insanlara ne düşüneceklerini değil, ne hakkında düşüneceklerini söylediğini ifade eder. Bugün bazı medya organları ve sosyal medya hesapları da tam olarak bunu yapmaktadır. Gerçekleri konuşmak yerine algıları büyütmekte, somut veriler yerine ithamları dolaşıma sokmaktadır. Böylece hakikat geri plana itilirken, sansasyon ön plana çıkmaktadır.

Bir diğer önemli yaklaşım olan "Çerçeveleme Kuramı" ise olayların nasıl sunulduğunun, insanların o olayı nasıl algılayacağını belirlediğini ortaya koyar. Aynı olay, farklı başlıklar ve farklı kelimelerle bambaşka anlamlar kazanabilir. Bu nedenle yalan çoğu zaman bütünüyle uydurulmuş bir hikâye değil; gerçeğin eksik, çarpıtılmış veya maksatlı biçimde sunulmasıdır.

İFTİRA SADECE SİYASETİN KONUSU MU?

Ne yazık ki günümüz dünyasında iftira yalnızca siyasetin veya medyanın sorunu değildir. İş hayatında, akademide, sosyal medyada, mahallede ve hatta aile ilişkilerinde bile insanlar kimi zaman doğrularla değil, dedikodularla yargılanabilmektedir. İftira, hedef aldığı kişiye zarar vermek isterken aslında toplumdaki güven duygusunu da aşındırmaktadır.

Oysa bir toplumun ayakta kalabilmesi için güvene ihtiyacı vardır. Güven ise ancak doğrulukla mümkündür. Yalanın normalleştiği yerde adalet zayıflar, adaletin zayıfladığı yerde ise toplumsal barış yara alır. Bu nedenle yalan ve iftiraya karşı mücadele yalnızca kişisel bir savunma refleksi değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.

HAKİKAT GECİKİR AMA KAYBOLMAZ!

Tarih bize göstermiştir ki hakikat bazen gecikir; ancak kaybolmaz. Bir yalan manşet olabilir, gündem olabilir, sosyal medyada binlerce kez paylaşılabilir. Fakat gerçeklerin en büyük avantajı, kanıta dayanmasıdır. Yalan sürekli yeni yalanlarla beslenmek zorundayken, gerçek kendi başına ayakta durabilir.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla öfke değil, daha fazla hakikattir. Daha fazla suçlama değil, daha fazla kanıttır. Daha fazla gürültü değil, daha fazla vicdandır.

Çünkü hakikat, zamanın en güçlü tanığıdır.

Ve sonunda bir gerçek, bin yalanı boğmaya yeter.

Video
Yorumlar (1)
Özlem Şimşek
04.06.2026 19:17
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.