Gülün Geleceği, Üreticinin Kaderi: Gün Başlıyor’da
Kanal 32 ekranlarında yayınlanan Gün Başlıyor programına konuk olan Fahrettin Gözgün, artan maliyetleri, kaçak yağ tehdidini ve üreticilerin yaşadığı sıkıntıları anlattı.

Kanal 32’nin sabah yayınında Gün Başlıyor programının konuğu olan eski Güneykent Belediye Başkanı ve kamuoyunda "Gülcü Fahrettin" olarak bilinen Fahrettin Gözgün, samimi açıklamalarıyla dikkat çekti. İnsan frekansının 62-70 MHz civarında olduğunu belirten Gözgün, çiçeklerin şahı gülün frekansının ise 320 MHz olduğunu vurgulayarak güne bu yüksek enerjiyle baktıklarını ifade etti.
2026 Sezonunda Verim Artarken Maliyetler Üreticiyi Baktı
2026 yılı gül sezonunun tarımsal açıdan oldukça verimli geçtiğini ve bir önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 40'lık bir rekolte artışı gözlemlendiğini söyleyen Gözgün, buna rağmen üreticinin maliyetler karşısında umutsuzluğa kapıldığını belirtti. Toplama işçiliği, akaryakıt ve nakliye masraflarıyla birlikte bir kilogram gülün maliyetinin kendisine 49 liraya mal olduğunu aktaran Gözgün, sezonun üzerinden aylar geçmesine rağmen resmi fiyatların hâlâ netleşmemesinin ve piyasada 95 lira gibi rakamların konuşulmasının büyük bir hayal kırıklığı yarattığını dile getirdi. Yaşanan bu ekonomik baskı nedeniyle çiftçinin tarlaya attığı gübre miktarını kısmak zorunda kaldığını, bunun da ilerleyen dönemde verim düşüşüne yol açacağını vurguladı.
Kaçak Gül Yağı ve Küresel Rakipler Piyasayı Tehdit Ediyor
Isparta gülünün en büyük rakibi olan Bulgaristan'da gül alım fiyatlarının 2,72 ila 2,80 euro (yaklaşık 150 TL) seviyelerinde seyrettiğini hatırlatan Gözgün, Türkiye'nin farklı illerinde ve dünyada gül üretiminin hızla yayıldığına dikkat çekti. Mardin, Diyarbakır Ergani, Balıkesir, Azerbaycan ve İran gibi bölgelerde gül tarımının yapıldığını belirten Gözgün, özellikle İstanbul üzerinden piyasaya giren ve 6.000 dolar seviyelerinde pazarlanan ucuz ile kaçak İran gül yağlarının Isparta'nın köklü kalitesini ve pazar dengesini altüst edebileceğini söyledi.
"Osmanlı Dönemindeki Gibi Acil Tedbir Alınmalı"
Bu büyük tehlikeye karşı geçmişte Osmanlı döneminde 1912 yılında tahşiş (hileli ürün) komisyonlarının kurulduğunu hatırlatan Gözgün, benzer sıkı denetim mekanizmalarının bugün de hayata geçirilmesi gerektiğini savundu. Ticaret Odası, Ticaret Borsası, Gülbirlik ve Kimyagerler Odası ile bir araya gelerek hazırladıkları raporları yetkililere sunduklarını ifade eden Gözgün, Süleyman Demirel Üniversitesi'ndeki araştırma merkezlerinin çalışmalarının değerli olduğunu ancak Bulgaristan'daki gibi köklü bir enstitünün acilen kurularak üreticinin bilinçlendirilmesi ve sektöre sahip çıkılması gerektiğini sözlerine ekledi.









