Göller Bölgesinde 28 Göl Tamamen Kurudu!
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Göllerimiz Kurumasın, Bir Damlada Siz Olun” başlıklı programın sonuç bildirgesi yayınlandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Göllerimiz Kurumasın, Bir Damlada Siz Olun” başlıklı programın sonuç bildirgesi yayınlandı. Net Haber32’nin de katıldığı programda konuşan TTKD İstanbul Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, Göller Bölgesi’nde 28 gölün tamamen kuruduğunu söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nin ev sahipliğinde 17 Eylül tarihinde düzenlenen “Göllerimiz Kurumasın, Bir Damlada Siz Olun” başlıklı toplantı Türkiye’nin tatlı su sorununu bir kez daha gözler önüne serdi.
İBB Sağlık Dairesi Başkanı Önder Yüksel Eryiğit’in koordinasyonunda gerçekleşen toplantıya Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Isparta Milletvekili Yalım Halıcı, Burdur Milletvekili İzzet Akbulut, Burdur Belediye Başkanı AliOrkun Ercengiz, Gönen Belediye Başkanı Osman Kesmen, Isparta Belediye Meclis Üyesi Mehmet Büyüktuncer, TTKD İstanbul Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, Prof. Dr. Rukiye Eker, İş İnsanı Atakan Yazgan, İş İnsanı Adil Işık, İstanbul’da yaşan Ispartalı derneklerinin temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.
Öte yandan daha önce programa katılacağı bildirilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, son dakika gelişen bir program nedeniyle toplantıya katılamadı ve mesaj gönderdi.
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda ilk konuşmayı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanı Önder Yüksel Eryiğit yaptı.
Tatlı su kaynaklarının halk sağlığı ve şehirlerin gelişmesi açısından ne kadar önemli olduğunu anlatan Eryiğit, düzenlenen bu çalışmanın Göller Bölgesi açısından önemine vurgu yaptı. Eryiğit, bu konudaki çalışmaların aralıksız devam edeceğini kaydetti.
Programda konuşan Isparta Milletvekili Yalım Halıcı da “Türkiye’de yaşayan 450 kuş türünün 200 küsur tanesi göller bölgesinde yaşamaya çalıyor, Eğirdir Gölü 7 renkli göl olarak biliniyor. Akademisyenlerimiz sorunları ve çözüm önerilerini arka arkaya dile getiriyor. Ben gölle ilgili çok teknik şeyler söylemeyeceğim.
Suyla ilgili görev yapan kurumlar parçalanmış durumda. Her platformdan farklı sesler çıkıyor. Suyun patronu kim belli değil. İşte bu yüzden Su Bakanlığı kurulmalıdır.
2020 yılında basın açıklaması yaptık, bize dediler ki koca göl kurur mu? Bugün konuştuklarımız ortada. Bilimin sesine, akademisyenlerin sesine kulak vermek zorundayız. Onların önerilerini eyleme geçirmek zorundayız.
Zamanında eyleme geçebilseydik, bugün bu noktalarda olmazdık. Siyasi popülizmden siyasetçilerin vazgeçmesi lazım” değerlendirmesini yaptı.
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Burdur Belediye Başkanı AliOrkun Ercengiz, TTKD İstanbul Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici ve Prof. Dr. Rukiye Eker de değerlendirmeler yaptı.
İŞTE SONUÇ BİLDİRGESİ
Yapılan değerlendirmelerin ardından TTKD İstanbul Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici imzasıyla paylaşılan sonuç bildirgesinde de özetle şu görüşlere yer verildi:
Yıllardır söz verilmesine rağmen bilinen yasal-bilimsel çözüm yöntemlerinin uygulanmaması sonucunda, göllerimiz çok ciddi kuruma, kirlilik, sosyal- ekonomik yaşamı etkileyen olumsuzluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Göllerimizin dünden bu güne gelişinin nedenlerini içeren bilimsel raporların sunulmasının ardından, çok sayıdaki katılımcı söz alarak soru ve önerilerini bildirmiş olup fikir birliğini beyan ederek bu konuda alınması gereken önlemlerin acilen uygulanmasıyla ilgili girişimlere ivedilikle başlanması gerektiği belirtilmiştir.
Son yıllarda giderek artan su kıtlığı, ülkemizde, dünyanın birçok bölgelerinde derhal önlem alınması gereken en tehlikeli ve acil sorun haline gelmiştir. Su kıtlığın arkasında pek çok neden yatmakta olup, her biri kendi içinde çözümü zorlu farklı başlıkları barındırmaktadır. Doğal unsurlar üzerine inşa ettiğimiz çevremiz bizleri hayatta tutan temel ihtiyaçlarımızı da içinde barındırmaktadır. Kontrolsüz hale gelen çevre kirliliği, su kıtlığı geri dönülmez sonuçlara sebep olmaktadır. Su kaynaklarının kuruması ve çevre kirliliği, dünyanın ikliminin değişmesinin temel nedenidir. Su; iklimin güvencesi, bulut oluşumunun kaynağıdır. İklim değişimiyle azalan yağışlar ve sıcaklık artışı, su rejiminin olumsuzlaşması, su kaynakları gibi doğal kaynakların azalması ya da yok olmasının temel sonuçlardandır. Bunlara bağlı olarak enerji kıtlığı, beslenme sorunları, canlı çeşitliliğinin azalması, toprakların kaybı, sağlık problemleri de gelişerek canlı yaşamının devamlılığını tehdit eder.
İklim belirli bölgede içinde doğanın korunması sonucu uzun yıllar boyunca değişmeyen, insanların yaşantısını, ekonomik etkinliklerini belirleyen ortalama hava koşullarıdır. Hızla artan dünya nüfusu, plansız sanayileşme, fosil yakıt kullanımındaki aşırılık ve sağlıksız kentleşme, nükleer denemeler, bölgesel savaşlar, kontrol altına alınmayan maden ocakları, ormansızlaşma, vahşi yaşam alanlarının daralması, verimi artırmak amacıyla kullanılan tarım zehirleri ( ilaçları), yapay gübreler, artan kimyasal maddelerin kullanımı ve doğal kaynakların ölçüsüz kullanımı sonucunda, yaşadığımız dünyanın doğal olmayan nedenlere insan eliyle bozulması giderek çevre kirliliğine, sera gazı salınımını artırarak küresel ısınmayı ve iklim krizine neden olarak yeryüzündeki tüm canlıların yaşamı için tehdit oluşturmaktadır.
Ülkemizin her yerinde sulu tarıma yönelimin teşvikiyle tarımda (salma su) vahşi su kullanımındaki alışkanlıklardan, tarımsal, evsel ve endüstriyel atıkların oluşturduğu aşırı su kirliliğinden şehirleşmenin suya olan talebi artırarak su kaynaklarının aşırı oranda azalması ve bunun çevresel etki değerlerini olumsuzlaştırması sonucunda artan iklim değişiminin krizinin artması, ülkemizde de giderek artan su kıtlığı bizim içinde çok acil mesele haline gelmiştir.
GÖLLER BÖLGESİNDE 28 GÖL TAMAMEN KURUDU!
Türkiye kuraklık tehdidiyle karşı karşıya kalan Güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz coğrafi alanında bulunmaktadır. Bu sebeple; Akdeniz Bölgesi’ndeki Göller Yöresinde bulunan 40 dan fazla gölün 28’i tamamen kurumuş, artan kuraklık ve de iklim direncine yönelik çalışmaların yetersizliği nedeniyle geriye kalan göllerde kuruma periyoduna girmelerinin yanı sıra su kaliteleri 4. Sınıf olma özelliğindedir. Bu tür suların tatlı su olanlarını bırakın içmeyi tarımda bile kullanmak tehlikelidir. Göl dip çamurundaki, her türlü atıkla aşırı artış gösteren kimyasal maddeler, ağır metallerle dip suyuna dönen göl tabanında ve su kullanıcılarının yaşam için ciddi hastalıklara neden olma özelliğindedir.
*Göllerin; su seviyelerinin, yüzey alanının ve su kalitesini azalması, biyolojik çeşitlilik (gen havuzu) ve ekosistem kayıplarına uğraması sonucu oluşan sularda-hava ve toprakta oluşan ısınma küçük alanlardan başlamak üzere diğer alanlara doğru genişleyen atmosfer koşullarının değişmesine neden olur. Su seviyesi ve nemin azalmasıyla başlayan mikro-klima değişimleri örneğin Akdeniz veya İç Anadolu Bölgesindeki o bölgede, yağışları ( iklim tiplerini, ), yetişen tarım ürünlerini, yaşam kalitesini, hayvan ve bitki örtüsünde değişime neden olan makro-klimayı etkilemektedir. Bu nedenlerle bölge “iklim değişikliğine “ karşı savunmasız hale gelmektedir. Son yıllardaki daha çok insan kaynaklı(antropojenik) bu baskılar kuraklık yaşanmasının önemli nedenidir” (Bora Tüfekli)
YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLDUNUZ MU?