MERHAMET YOKSA HİÇBİR ŞEY YOKTUR

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta medyana gelen olayların ardından Ruzin Azerhan kaleme aldı: MERHAMET YOKSA HİÇBİR ŞEY YOKTUR

Gündem Yayın: 16 Nisan 2026 - Perşembe - Güncelleme: 16.04.2026 12:02:00
Editör -
Okuma Süresi: 6 dk.
Google News

İçimiz yanıyor, yüreğimiz kanıyor.. Bugün yaşanan çocuk suçlarını dizilere, kadın programlarına, sosyal medyaya, oynadıkları oyunlara atmak kolay….

Lütfen…

“Sen de kafayı hayvanlarla bozmuşsun” deyip geçmeyin. Çünkü benim meselem hayvanlar üzerinden insanın kendisiyle ilgili. Benim meselem, insanın içindeki merhametin adım adım çöküşüyle ilgili.

Ve evet, bunun en çıplak, en filtresiz görüldüğü yer hayvanlar.

Şimdi herkes kendine şu soruyu dürüstçe sorsun:

Çocuğum merhametli mi?

“Evet” diyorsanız, hemen arkasından şu soruya da cevap verin:

Nereden biliyorsunuz? Hangi davranışından?

Anneye sofrada yardım eden çocuk…

Babaya araba yıkarken su taşıyan çocuk…

Bu mudur?

Bunlar merhamet değil. Bunlar çoğu zaman itaat. Bazen korku. Bazen alışkanlık. Bazen sadece “sorun çıkarmayayım” refleksi.

Merhamet, çıkarın bittiği yerde başlar.

Merhamet; kendinden güçsüz olana, hiçbir zorunluluk yokken iyi davranabilmektir.

Ve bir çocuğun ne olduğunu anlamak istiyorsanız, tek bir yere bakın:

Kendinden güçsüz olana nasıl davranıyor?

İşte bu yüzden hayvanlar bu meselenin merkezinde.

Çünkü hayvan; ceza vermez, şikâyet etmez, otorite kurmaz.

Hayvan, çocuğun vicdanıyla baş başa kaldığı yerdir.

Bilim de uzmanlarda yıllardır aynı şeyi söylüyor.

Psikoloji literatüründe, çocukluk döneminde hayvanlara yönelik şiddet eğilimi, ilerleyen yaşlarda daha büyük davranış sorunlarının habercisi olabilir. Bu nedenle bu tür davranışlar “geçer” diye geçiştirilecek şeyler değil, aksine incelenmesi ve gerekirse rehabilite edilmesi gereken ciddi sinyallerdir. Aynı şekilde, bir çocuğa merhamet ve sorumluluk duygusunu kazandırmanın en etkili yollarından biri de bir hayvanla temas kurmasını sağlamaktır.

Peki biz ne yaptık?

”Kedi köpek sevgisi” diye küçümsenen, “abartıyorsunuz” diye geçiştirilerek, ” it perest ” diye aşağılanarak bu meselenin tam ortasında, koskoca bir ülke olarak öyle bir noktaya geldik ki…

Hayvanların toplatıldığı, şiddet gördüğü, barınaklara tıkıldığı, hatta zaman zaman gözler önünde kan içinde bırakıldığı görüntülere sahne oldu Ve daha kötüsü…Bunlar anlatılırken övünülerek rakam verildi.

Şimdi şaşırıyoruz: “Bu çocuklar neden bu kadar öfkeli?” “Bu şiddet nereden geliyor?”

Hiç sordunuz mu bu yaşananları izleyen çocuklar ne öğreniyor?

Bir canlının acısının önemsiz olduğunu mu?

Güçlünün, güçsüz üzerinde her hakkı olduğunu mu? Yoksa şiddetin normal olduğunu mu?

Bugün yaşanan çocuk suçlarını dizilere, kadın programlarına, sosyal medyaya, oynadıkları oyunlara suçu dizilere atmak kolay. O diziden kaçamazsınız, sosyal medya , oyunlar , dünya çocuklarımız avuçları içinde.. Yasaklayarak kurtulamazsınız..

O halde asıl doruyu soracağız: Biz çocuğun içine merhameti koyabildik mi?

Çünkü gerçekten merhametli bir çocuk; şiddeti izlese bile benimsemez, öfkeyi görse bile taşımaz,

kötülüğe maruz kalsa bile onu üretmez. İçindeki merhamet, onun filtresidir. Onu korur. Onu durdurur.

Merhamet, öğütle değil; gösterilenle, yaşatılanla, tanık olunanla öğrenilir. Merhamet yoksa; eğitim eksiktir, disiplin eksiktir, ahlak eksiktir. Ama en önemlisi…insan eksiktir.

Ve biz bugün tam olarak bunu kaybediyoruz.

Peki ne yapılmalı?

Artık sadece konuşma değil, harekete geçme zamanı. Eğer gerçekten merhametli bir nesil yetiştirmek istiyorsak, bunu laflarla değil, deneyimle öğretmek zorundayız. Çocuk, merhameti kitapta okumaz.

Yaşar. Görür. Dokunur.

Acilen

Çocuklarınıza sokakta bir kaba su koymayı öğretin. Bir canlının açlığını fark etmeyi öğretin. Onu doyurmanın, hayatına dokunmanın ne demek olduğunu hissetirin. Mümkünse evinizde, bir hayvanla yaşam paylaşmasını sağlayın. Sorumluluğunu verin.

Çünkü sorumluluk, merhametin en güçlü öğretmenidir. Daha ileri gidiyorum…

Herkes evine hayvan almak zorunda değil. Herkesin şartı uygun olmayabilir.

Ama herkes bir canlının hayatına dokunabilir. İşte tam burada bir fikrim var… Eyyyy sevgili bizi yöneten büyükler.. Gelin el ele verelim öldürmeyi değil yaşatmayı öğretelim gelin çocuklarımıza, anlatarak değil uygulayarak…

Bu ülkede neden bir “hayvan koruyucu aile sistemi” olmasın?

Evine alamayan, zamanı ya da maddi gücü sınırlı olan insanlar; barınaktan bir hayvan seçip onun koruyucu ailesi olabilir. Gidip ziyaret edebilir. Mama götürebilir. Sağlık giderlerine katkı sağlayabilir. Vakit geçirebilir. Onun hayatında bir “sahip” olmasa bile “ hayatını kolaylaştıran yaşamasına destek olan ilgili insan” olabilir.

Bu neyi değiştirir biliyor musunuz?

Bir çocuğun hayatında ilk kez şu cümle kurulmuş olur:

“Bu canlının sorumluluğu bende.” İşte merhamet tam olarak burada büyür. Sadece hayvanlar kurtulmaz. Çocuklar da kurtulur. İşte o çocuğu ne saçma sapan diziler etkiler, ne tehlikeli oyunlar.. MERHAMET ZIRHINA BÜRÜNMÜŞ ÇOCUK DÖNÜP BAKMAZ BİLE.. Biliyorum, yaşadım… Biliyorum kendi evladımdan biliyorum..

Bırakın her şeyi bir tarafa, gelin merhamet duygusunu evlatlarımızla birlikte yeniden inşa edelim..

Ya bu duyguyu yeşerteceğiz, ya da onun yokluğunun sonuçlarıyla yaşamaya devam edeceğiz.

Seçim sizin…. Hadi kalın sağlıcakla

Video
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.