Isparta’yı ve gülü yeterince tanıtabiliyor muyuz?
Ankara’da vatandaşlara yöneltilen “Gülüyle meşhur il hangisidir?” sorusuna verilen yanıtlar sosyal medyada gündem olurken, Gazeteci M. Enes Yapalıkan, tartışmayı farklı bir açıdan ele aldı.

Ankara’da yapılan bir sokak röportajında vatandaşlara “Gülüyle meşhur il hangisidir?” sorusu yöneltildi. Röportajda bazı vatandaşlar Isparta yanıtını verirken, bazıları farklı şehirleri söyledi, bazıları ise sorunun cevabını bilemedi.
Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından Ispartalıların bir kısmı “Isparta nasıl bilinmez?” tepkisini gösterdi.
Gazeteci M. Enes Yapalıkan ise görüntüleri farklı bir açıdan değerlendirdi. Yapalıkan, birkaç kişinin katıldığı bir sokak röportajından hareketle Ankara’daki herkesin Isparta’yı tanımadığını söylemenin mümkün olmadığını belirterek, asıl sorunun Isparta’nın kendisini ve değerlerini ne kadar tanıtabildiği olduğunu ifade etti.
“GÜL, ISPARTA İÇİN SADECE BİR SLOGAN DEĞİL”
Isparta denildiğinde Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan insanların aklına ne geldiğini sorgulayan Yapalıkan; gülün yanı sıra elma, Eğirdir Gölü, Davraz ve Yalvaç’taki Antiokheia gibi değerlerin de kentin tanıtımında öne çıkarılması gerektiğine dikkat çekti.
Yapalıkan, Isparta’da gülcülüğün geçmişinin 1888 yılına uzandığını, Müftüzade İsmail Efendi’nin getirdiği gül fidanlarıyla başlayan üretimin zaman içerisinde kentin önemli tarımsal faaliyetlerinden biri haline geldiğini belirtti.
Isparta Gülü’nün coğrafi işaretle tescilli olduğuna da dikkat çeken Yapalıkan, gülün yalnızca tarladaki üretimden ibaret olmadığını; gül yağı, gül suyu, gül konkreti ve kozmetik sektörüne uzanan geniş bir ekonomik zincirin bulunduğunu ifade etti.
“GÜLÜN FOTOĞRAFINI DEĞİL, HİKÂYESİNİ ANLATMAK”
Isparta İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre 2023 yılında kentte 35 bin 534 dekar alanda gül çiçeği üretildiğini ve Türkiye’deki gül üretiminin yüzde 85,95’inin Isparta’da gerçekleştirildiğini aktaran Yapalıkan, bu rakamların gülün Isparta açısından taşıdığı anlamı ortaya koyduğunu belirtti.
Yapalıkan, gül sezonunda bahçelere gidildiğini, fotoğraflar çekildiğini, hasadın paylaşıldığını, festival ve konserler düzenlendiğini ancak tanıtımın yalnızca sezon ve festival dönemine sıkıştırılmaması gerektiğini söyledi.
2026 yılında da Isparta Uluslararası Gül Festivali düzenlendiğini hatırlatan Yapalıkan, festival kapsamında gül bahçesi ziyaretleri, kortej, kültürel etkinlikler ve farklı ülkelerden ekiplerin katıldığı gösterilerin gerçekleştirildiğini belirtti.
“ISPARTA’YI NEDEN BİLSİNLER?”
Festival düzenlemenin şehir markası oluşturmakla aynı şey olmadığını ifade eden Yapalıkan, insanların Isparta’yı yalnızca “gül festivali yapılan şehir” olarak değil, gülün üretildiği, işlendiği ve ekonomik değere dönüştüğü bir merkez olarak tanıması gerektiğini savundu.
Yapalıkan, “Bir insan Isparta’yı neden bilsin? Isparta’yı nerede görecek? Hangi hikâyeyi duyacak? Hangi ürünle karşılaşacak? Hangi turizm rotasında kenti tercih edecek?” sorularını gündeme getirdi.
Isparta’nın yalnızca gülden ibaret olmadığını da belirten Yapalıkan; Eğirdir Gölü, Davraz, Yalvaç ve Pisidia Antiokheia, Kovada, lavanta, elma, köyler, yaylalar ve tarihi değerlerin de kentin tanıtımında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“NEYİMİZ VAR?”DAN “NEYİMİZİ NASIL ANLATIYORUZ?”
Yapalıkan, Isparta’nın önündeki asıl meselenin artık yalnızca “Neyimiz var?” sorusu olmadığını, “Neyimizi, nasıl anlatıyoruz?” sorusunun da sorulması gerektiğini belirtti.
Ankara’daki sokak röportajının birkaç dakikalık bir video olduğunu ve zamanla unutulabileceğini söyleyen Yapalıkan, ancak videonun Isparta açısından kalıcı bir soru ortaya çıkardığını ifade etti.
Yapalıkan, değerlendirmesini şu soruyla tamamladı:
“Biz Isparta’yı ve gülü gerçekten yeterince tanıtabiliyor muyuz?”









