“Hatay, bilinçli biçimde salgın riskine sürüklenmektedir”
Genel Sağlık-İş Isparta İl Temsilcisi Özlem Çapkumoğlu, Hatay’da sağlık hizmetlerinin hâlâ konteynerlere sıkıştırıldığını belirterek, “Hatay, bulaşıcı hastalıklar açısından bilinçli biçimde salgın riskine sürüklenmektedir. Hatay ayağa kalkmamıştır.'' dedi

Genel Sağlık-İş Isparta İl Temsilcisi Özlem Çapkumoğlu, Hatay’da sağlık hizmetlerinin hâlâ konteynerlere sıkıştırıldığını belirterek, “Hatay, bulaşıcı hastalıklar açısından bilinçli biçimde salgın riskine sürüklenmektedir. Hatay ayağa kalkmamıştır. Tüm bu gerçekler yaşanırken birkaç caddeyi boyayıp resmi güzergâhları reklam panolarıyla kapatarak ‘her şey yolunda’ algısı yaratma çabası kamuoyunu aldatma girişimidir” dedi.
6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen bölgede sağlığa erişim sorunlarının devam ettiğini vurgulayan Çapkumoğlu, Hatay’daki tabloyu “Artık bu durum bir ‘aksaklık’ değil; açık bir yönetim iflası, bilinçli bir ihmal ve halk sağlığının göz göre göre riske atılmasıdır” sözleriyle değerlendirdi.
“SAĞLIK HİZMETİ KONTEYNERLERE MAHKÛM EDİLDİ”
Hatay’da sağlık hizmetlerinin hâlâ geçici yapılar üzerinden yürütülmesini sert sözlerle eleştiren Çapkumoğlu, şunları söyledi:
“Aile Sağlığı Merkezlerinin yarıdan fazlası konteynerlerde hizmet vermektedir. Bu durum geçici değil, kalıcı bir utanca dönüştürülmüştür. Hastanelerde branş hekimi eksiklikleri kronik hale gelmiş; ağız ve diş sağlığı hizmetleri, eczaneler ve birinci basamak sağlık hizmetleri insan onuruna aykırı koşullarda sürdürülmektedir.”
Hasta mahremiyetinin yok denecek düzeyde olduğunu, sağlıklı bekleme alanlarının bulunmadığını belirten Çapkumoğlu, laboratuvar ve aşı hizmetlerinde de ciddi aksamalar yaşandığını ifade etti.
“Birçok ASM düzenli aşı temin edememektedir. Merkezden haftada yalnızca bir gün gönderilen sınırlı aşılarla aşılama yapılmaya çalışılmaktadır. Aşısı eksik bebekler ve çocuklar bu ülkenin açık ayıbıdır. Çocukların sağlık hakkı korunamamaktadır.”
“24 BİN ACİL BAŞVURUSUNU KARŞILAYACAK SİSTEM YOK”
Bazı bölgelerde hâlâ su ve elektrik kesintilerinin yaşandığını belirten Çapkumoğlu, bunun sağlık hizmetinin sürekliliğini doğrudan sabote ettiğini söyledi.
“Günlük yaklaşık 24 bin acil başvurusu olan bir ilde, bu yükü karşılayacak bir sağlık sistemi yoktur. Servis ve yoğun bakım yatak sayıları yetersizdir. Sağlık emekçileri insanüstü bir çabayla sistemi ayakta tutmaya çalışmaktadır. Ancak kurumsal yetersizlik nedeniyle hizmet fiilen aksamakta, bedel yine yurttaşlara ve sağlık çalışanlarına ödetilmektedir.”
Üç yıl boyunca tablonun değişmemesinin bir kader olmadığını vurgulayan Çapkumoğlu, “Bu tablo siyasi iktidarın tercihlerinin, plansızlığının ve sorumsuzluğunun sonucudur” dedi.
“‘HER ŞEY YOLUNDA’ ALGISI KAMUOYUNU ALDATMADIR”
Hatay’da yaklaşık 250 bin yapının yıkıldığını ya da ağır hasarlı olduğunu hatırlatan Çapkumoğlu, resmi rakamlara göre 112 bin, sahadaki verilere göre ise yaklaşık 150 bin yurttaşın hâlâ konteynerlerde yaşadığını belirtti.
“Sokaklar çamur içindedir. İşsizlik, yoksulluk ve belirsizlik derinleşmiştir. Hava kirliliği ve ulaşım sorunları günlük yaşamı felç etmektedir. Hatay ayağa kalkmamıştır. Ayağa kaldırılan tek şey, denetimi ve teslim süreçleri tartışmalı TOKİ projeleridir.”
Elektrik kesintileri, zemin güvenliği tartışmaları ve tamamlanmamış altyapı sorunlarının sürdüğünü belirten Çapkumoğlu, “Tüm bu gerçekler yaşanırken birkaç caddeyi boyayıp ‘her şey yolunda’ algısı yaratmak kamuoyunu aldatma girişimidir” ifadelerini kullandı.
“SAĞLIK BİR LÜTUF DEĞİL, TEMEL HAKTIR”
Açıklamasının sonunda taleplerini net bir dille sıralayan Genel Sağlık-İş Isparta İl Temsilcisi Özlem Çapkumoğlu, şu çağrıyı yaptı:
“Sağlık bir lütuf değil, bir vaat değil, en temel haktır. Konteynerlerle ve geçici çözümlerle bu tabloyu kabul etmiyoruz. Kalıcı ASM binaları derhal yapılmalı, boş kadrolar gecikmeksizin doldurulmalı, aşılama ve koruyucu sağlık hizmetleri kesintisiz hale getirilmelidir. Kamu hastaneleri ve yoğun bakım kapasiteleri artırılmalı; sağlık emekçilerinin tükenmişliğe sürüklendiği bu düzen sona erdirilmelidir. Bu tablo kader değil, tercihtir ve bu tercihin hesabı mutlaka sorulacaktır.”









