EVLİLİK YAŞI YÜKSELİYOR, BEKÂR NÜFUS ARTIYOR
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de ilk evlilik yaşı rekor seviyeye yükselirken, ekonomik şartlar ve değişen yaşam tercihleri gençlerin evlilik kararını geciktiriyor.

Türkiye’de evlilik alışkanlıkları önemli bir dönüşüm sürecine girdi. TÜİK’in yayımladığı son istatistikler, genç nüfusun evliliği ertelemeyi tercih ettiğini ortaya koydu. Uzmanlar bu değişimi ekonomik baskılar ve sosyal yapının dönüşümüyle ilişkilendiriyor.
İlk evlilik yaşı yükseldi
2024 yılı verilerine göre ilk evlilik yaşı erkeklerde 28,3’e, kadınlarda ise 25,8’e çıktı. Bu rakamlar, Türkiye’de bugüne kadar kaydedilen en yüksek seviyeler olarak dikkat çekiyor.
İllere göre dağılımda erkeklerde en yüksek ilk evlilik yaşı 31,9 ile Tunceli’de görüldü. Geleneksel yapının güçlü olduğu Şanlıurfa ve Ağrı gibi illerde de ortalamanın yükselmesi, değişimin ülke genelinde yaygınlaştığını gösteriyor.
Hiç evlenmeyenlerin sayısı artıyor
Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 28’inin hayatında hiç evlenmediği belirtiliyor. Bu oran yaklaşık 19 milyon kişiye karşılık geliyor. Erkeklerde hiç evlenmeme oranı kadınlara göre daha yüksek seviyede bulunuyor.
Uzmanlara göre uzun süren eğitim hayatı, askerlik yükümlülüğü ve işsizlik gibi nedenler özellikle erkeklerin evlilik sorumluluğunu ileri yaşlara bırakmasına yol açıyor.
Ekonomi belirleyici faktör
Evlilik kararını zorlaştıran en önemli unsurun ekonomik koşullar olduğu ifade ediliyor. Artan kira bedelleri, düğün masrafları ve yaşam giderleri gençler için ev kurmayı büyük bir maddi yük haline getiriyor.
Uzmanlar, geçmişte evliliğin bir başlangıç olarak görüldüğünü, günümüzde ise tüm şartların tamamlanması gereken bir hedefe dönüştüğünü belirtiyor. Bu algı değişimi, evlilik yaşının yükselmesine doğrudan etki ediyor.
Kariyer ve gelecek kaygısı etkili
Üniversite sonrası iş hayatında tutunma çabası ve kariyer planlaması da evlilik yaşını ileriye taşıyan faktörler arasında yer alıyor. Birçok genç, ekonomik güvence sağlamadan evlilik kararı almak istemiyor.
2024 yılında boşanan 187 bin çiftin varlığı ise gençler arasında evliliğe dair kaygıları artırıyor. Bireysel özgürlük anlayışının güçlenmesi ve geleneksel aile sorumluluklarının yeni neslin beklentileriyle örtüşmemesi de bu süreci etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor.









