Ah Şu Eski Ramazanlar
Her geçen gün içimizde eskiye dair bir özlem birikiyor. Eskiden “Nerede o eski bayramlar?” cümlesi en klasik sitemimizdi; fakat artık sadece bayramları değil, koca bir yaşam kültürünü özler olduk.

Her geçen gün içimizde eskiye dair bir özlem birikiyor. Eskiden “Nerede o eski bayramlar?” cümlesi en klasik sitemimizdi; fakat artık sadece bayramları değil, koca bir yaşam kültürünü özler olduk. Ramazan’ın reklamları bile bir başkaydı sanki; verilmek istenen mesajlar, anlatılmak istenen hikâyeler ruhumuza dokunurdu. Bugüne baktığımızda ise her alanda hissedilen o durgunluk, Ramazan hazırlıklarına da yansımış durumda. Artık kimse o eski, heyecan dolu ve kalabalık planları yapmıyor.
Oysa Ramazan; sadece aç kalanın halinden anlamak değil, bir bütün olarak “insan” olduğumuzu hatırlama dönemiydi. Sokakların süslemelerle şenlendiği, iftar sofralarının paylaşıldıkça bereketlendiği, akşamların gösteri ve sohbetlerle dolup taştığı bir gelenekti. En önemlisi de saygıydı. Oruç tutanın da tutmayanın da birbirine karşı nezaketini kaybetmediği, hoşgörünün sofralardan sokaklara taştığı zamanlardı.
Bugün her dönem bir öncekinden daha zor şartlarla gelse de, bu güzellikleri yaşatamamak sadece zamanın değil, biraz da bu dönemi zorlaştıranların eseri. Umarım yardımlaşmayı, empatiyi ve bir arada durma iradesini sadece Ramazan ayına hapsetmeyiz. Eskiyi tam olarak geri getiremesek bile, o güzel değerlerin kıyısından köşesinden yakalayabildiğimiz günlere...









